Sadece iyileşme sırasında hafif rahatsızlık verir. Hepsi bu kadar.
Gözlerimiz muhtemelen duygularımızın çoğunu gösterir, hatta tamamını bile. Aynı zamanda, bedenimizin en hassas kısmı muhtemelen gözlerimizdir. Sanırım hepimiz, kirpik gözlere girdiğinde veya kazayla sabun sıçradığında oluşan rahatsızlık hissini biliriz. Bu nedenle, sarkan göz kapaklarını kaldırmak ve kabarık torbalarından kurtulmak için göz kapağı ameliyatı (blefaroplasti) düşüncesiyle endişelenen hastaların korkması çok anlaşılırdır. Göz yakınında kullanılacak bir keskin bıçak düşüncesi, derin bir hayatta kalma içgüdüsünü tetikler.
Konsültasyon odalarımızda hastaların en sık sordukları soru, iz veya fiyat değil, hisle ilgilidir: “Göz kapağı ameliyatı ağrılı mı?” Lin Europe Klinik‘te bu soruya cevap vermekten keyif alıyoruz çünkü yanıt neredeyse her zaman beklenenden oldukça farklıdır. Hastalar sürekli olarak Blefaroplasti‘yi tüm kozmetik cerrahiler arasında en az ağrılı prosedürlerden biri olarak derecelendirir, hatta morarmalar bariz olsa da aynaya baktıklarında dramatik şekilde fark edilir.
Anatomi 101: Neden Düşük Korktuğunuz Kadar Ağrıyan?
Bu korkunun gerçeklikle uyumsuz olmasının nedeni nereden geliyor? Bu gerçekten yüzün özel anatomisine dayanır. Göz kapağı derisi, tüm insan vücudu boyunca en ince deridir. Normalde, karın germe veya meme büyütme işlemlerinde kalın fasya kesilir, yoğun kas katmanları gerilir ve implantların ağırlığı bu kaslar tarafından taşınır.
Göz kapaklarındaki sinirleri uyuşturmak oldukça kolaydır ve bu nedenle dokuya zarar çok az olur. Çoğu hasta ameliyat sonrası “ağrı”nın genellikle anlamlı bir şekilde “zonklama” veya “derin sızıntı” gibi hissetmediğini söyler. Çoğu zaman “sıkılık,” “ağırlaşma” ve “rahatsızlık” gibi kelimeleri kullanırlar; bu his, cerrahi sonrası tezahür eden bir durumdur. Hastalar, post-operatif rahatsızlıklarını 1’den 10’a kadar olan bir skalada 1 ile 3 arasında değerlendirirler. Birçok hasta hatta ilk 24 saat içinde reçeteli ağrı kesicileri bırakıp yalnızca basit Tylenol (Parasetamol) kullanmaya devam eder.
“Gözde Kum” Hissi

Keskin bir ağrı hissetmeniz pek olası olmayabilir, ancak mutlaka bir şeyler olduğunu hissettiğiniz aşikar. En yaygın post-blefaroplasti şikayeti, “gözlerde kum” hissidir.
Kum gibi gözler ilk başta, şişlik ve çevresindeki dokuların sıkışması nedeniyle oluşur. Göz kapakları tam kapanmaz ve birkaç gün içinde gözyaşı filmi hareket ettirmek için etkili şekilde göz kırpma yapamaz. Bu da göz iç yüzeyinin kuru kalmasına yol açar. Hastalar sıklıkla, gözlerinde kum, toz veya kirpik hissi tarif ederler.
- Çözüm: Bu durum, yapay gözyaşları ve başın yukarıda tutulması ile kolayca giderilebilir. Hafif bir tahriş his olur, şiddetli ağrı değildir. Bu durum, uykusuz bir gece sonrası kontakt lens takmak gibidir.
Üst ve Alt: Birisi Daha Ağrılı mı?
Hangi göz kapaklarınızda cerrahi müdahale yapıldığına bağlı olarak ağrı biraz değişiklik gösterebilir:
- Üst Göz Kapakları Blefaroplasti: Bu, iyileşme açısından en basit olanıdır. Aynı deri parçasını alıp biraz fazla çıkan yağı da almanız yeterlidir. Bu nedenle lokal anestezi altında (uyuken uyuşuk) bile yapılması, ne kadar tolere edilebildiğinin bir göstergesidir.
- Alt Göz Kapakları Blefaroplasti: Bu genellikle daha detaylı adımlar gerektirir. Örneğin, cerrah yağ dokularını gözün oyuklarına (gözyaşı çizgisi) kaydırıyorsa veya alt göz kapağı kasını sıkılaştırıyorsa (kantoplasti), hastanın yanak bölgesinde daha fazla ağrı veya morarma hissedebilir. Bununla birlikte, bu nadiren keskin ağrı ile ilişkilidir.
Gözetmek mi, Hissetmek mi: “Boksör” Etkisi
Genellikle, iyileşmenin psikolojik yönü fiziksel olmaktan daha zorlayıcıdır. Blefaroplasti sonrası çoğu zaman oldukça şiddetli, parlak renkli morarmalar olur. Ameliyattan sonra, kendinizi 12 rauntta boks yapmış gibi hissedeceğiniz, şiş, mor ve mavi görünebileceğiniz bir dönem başlar– sadece göz çevresinde değil, bütün yüzünüzde.
Bu görüntü sizi oldukça rahatsız edebilir çünkü zihin, bunları ağrı belirtileri olarak yorumlar ve bu nedenle de bulunmayan ağrı beklentisi oluşur. Hastalara sıkça “Boksör gibi görüneceksiniz ama başınızda sanki soğuk algınlığı varmış gibi hissedeceksiniz.” diye söyleriz. Kendinize bakmayın; morarma görünümünüz 7 ila 14 gün içinde geçer, ki bu süre, derin doku iyileşmesi için gereken zamandan çok daha kısadır.
Karmaşık Görüş: Merhem ve Görme

Bulanık görme, hastaları endişelendiren başka bir histir. Bunun nedeni genellikle ameliyat değil, post-operatif bakım sürecidir. Enfeksiyonu önlemek ve hastanın uykusunda gözlerin nemli kalması için merhem uygulanması gerekebilir.
Merhem, korneada bir katman oluşturur; bu nedenle, uygulama sonrası görüşünüz su altında ya da vazelinle bakıyormuş gibi görünebilir. İlk başta bu rahatsız edici olsa da, bu durum uzun sürmez. Gün içinde göz damlası kullanmaya başladıktan sonra, görüşünüz netleşecektir.
Türkiye’de Hassas Bir Bakım
Operatörün becerisi, gözlerin çok hassas olması nedeniyle hayati önem taşır. Kalitesiz bir performans, şişlikleri ve hastanın rahatsızlığını artırır.
Bizim cerrahlarımız, Lin Europe Klinik‘te Oküloplasti cerrahisinde uzmanlaşmıştır. İstanbul, Türkiye.
İki yöntemimiz var: radyo frekanslı kesiciler (elektrokoter) ve mikrocerrahi aletler. Elektrokoter, damarları keserken aynı anda mühürler; böylece dokular daha az travmatize olur, bu da “kan sailsiz” cerrahinin avantajlarından biridir. Ameliyat sırasında az kanama olup, hastanın morarma ve ağrısı da yaklaşık olarak daha az olur. İstanbul’u tercih ederek, göz kapağı yenilemenizde konfor odaklı bir iyileşme sağlayabilir, yeni, genç ve tazelenmiş yüzünüzü ilk bakışta görebilirsiniz, neredeyse hiç rahatsızlık hissetmeden.
Sıkça Sorulan Göz Kapağı Ameliyatı Ağrısı Soruları
Alt göz kapağı ameliyatının etkileri neredeyse kalıcıdır. Bunun nedeni, çıkarılan yağ yastıklarının tekrar büyümesidir. Öte yandan, üst göz kapağı ameliyatı genellikle bir “saat sıfırlama” gibi işler; cilt yaklaşık 5-7 yıl sonra tekrar yaşlanır.
Sigorta şirketleri genellikle göz kapağı ameliyatını kozmetik prosedür olarak görür ve bu nedenle masraflarınızı karşılamalarını beklemeyin. Eğer göz kapaklarınız öyle bir duruma geldiyse ki, ciddi anlamda görüş alanınızı engelliyorsa, istisna olabilir, fakat bu durumlar oldukça nadirdir.
Göz kapağı ameliyatı için belirlenmiş belirli bir “en iyi” yaş yoktur çünkü 20’li yaşlardaki genç yetişkinler bile genetik alt göz torbalarını ameliyatla düzelttirmek isteyebilir. Ancak, çoğu hasta, yaşlanma belirtileriyle başa çıkmak için 40’lı veya 50’li yaşlarda bu işlemi tercih eder.
Yapısal göz altı torbaları, göz kapağı ameliyatı ile çıkarılır; böylece bu torbalardan kaynaklanan koyu gölgeler de ortadan kalkar ve genellikle altındaki halkalara hoş bir dokunuş sağlar. Ancak, cildinizin pigmentasyonu ya da rengi, işlem sırasında değişmez.
Üst göz kapağı ameliyatı, genellikle sadece lokal anesteziyle yapılır; uyanık olursunuz, ancak göz kapaklarınız uyuşur. Daha gelişmiş alt göz kapağı ameliyatları ise genellikle sedasyon ve/veya genel anestezi gerektirir ki, konfor seviyeniz korunabilsin.



